M.Ö.4000 yıllarından başlayarak 14 devlet ve birçok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Yeşilırmak Havzası içinde yer alan Tokat, Karadeniz kıyılarının dar ve nemli, İçAnadolu'nun geniş ve kuru alanlarından, dağ sıralarıyla kendini doğal olarak soyutlayan geniş ve sulak  vadiler ile; bunlar arasındaki geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde bulunmaktadır.

Kalkolitik ve ilk Tunç çağlarından sonra Büyük Hitit Devleti'nin doğu federasyonlarına bağlı birçok kentin, Yeşilırmapın kolları Kelkit, Tozanli ve Çekerek kolu vadileri boyunca kurulması ile başlayarak, Pers ve Pontus Dönemi'nde doruğa ulaşan derebeylik düzeni; Tokat, Niksar, Zile ve Turhal'da en tipik ve güçlü şeklini almıştır. Bunların herbiri, yalçın tepeler üzerinde kurulu kale ve surları ile, tapınak köy, ova, orman ve akarsulara sahip başlı başına birer beylik durumunda idiler. Havzanın coğrafi durumu, doğal zenginliği nedeni ile ticaretle gelişip zenginleşen kavim ve uygarlıklar, tamamen yok olmaktan kurtulmuş mücadele, uzlaşma, gelir ve alt yapıları paylaşma çözümleri ile yeni gelenlerle ortak yaşamaya yönelmişlerdir. Bu beyliklerdeki yönetimler bir elden diğerine geçmiş, kaynaşan toplulukların kültür sentezleri Anadolu'nun sadece bu bölgesinde görebileceğimiz çok ilginç ve orijinal örnekleri oluşturmuştur. Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek nehri boyunca kurulan Hitit ve Frig yerleşim alanları M.Ö.2500 - 4000 yılları arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olmuştur. İç Anadolu yaylarını aşmayan "İon Kültürü" M.Ö.6.yüzyıldan itibaren, kolonilerle birlikte, Karadeniz'den Polemonion (Ünye) ve Amisos (Samsun) yolu ile Komanaya (Tokat) gelmiş, güneydeki geleneksel "Kapadokya" ve doğudan gelen Pers kültürleri ile kaynaşmıştır.

II.yüzyılda Danişmend ve Selçuklu Türklerinin siyasi üstünlükleri ile birlikte, Maveraülnehir'den gelen Türk - İslam Kültür ve Sanatı İç ve Doğu Anadolu'dan batıya doğru yayılarak 700 yıllık Bizans Uygarlığı'na sın vermiştir.

Selçuklular zamanında Anadolu'nun 6.büyük kenti olan Tokat, 12.yüzyılda Bizans ve Haçlı Orduları, 1243 yılından itibaren de Moğol baskısı altında olmasına rağmen İlhanlı Egemenliği sonuna kadar  gelişmesini sürdürmüş, antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticareti gelişmiş, doğu batı yönündeki büyük ticaret kervanlarının konakladığı hanlar, kervansaraylar ile düzenli yol ve köprüler inşaa edilmiştir. Selçuklu Türklerinin Anadolu'da yarattığı özü güzellik ve sabır bu uygarlığın kültür, sanat, mimarlık bayındırlık eserleri ile Tokat'ta hemen yüzyüze gelinir. Moğalların yaptığı büyük tahribatın ardından 14.yüzyıl sonunda Osmanlı Egemenliği'ne giren Tokat, yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi merkezlerinden biri olmuştur.

Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı bağ bahçe  ve ovaları Osmanlı ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş, bakırcılık, ipekcilik, pamuklu dokuma ile çeşitli sanayi ve el sanatları gelişmiş, iş hanları ve çarşıları, Bağdat, Bursa ve Halep'tekiler ile kıyaslanır olmuştur.

17.yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatrluk döneminde Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.. Osmanlı Devleti'nin gelişme devrinde önemini yitiren ve pek çok ekonomik sorunlarla karşılaşan Tokat, hiçbir gelişme göstermemiş, 1863'ten sonra Sivas'a bağlı bucak, 1878'de mutasarrıflık (sancak beyliği) 1920'de müstakil liva ve nihayet Cumhuriyet'in ilani ile beraber il olmuştur.

 
Kronoloji
Önemli Şahsiyetler